08/03/2011
Kendiyle barışık cümleler
27/02/2011
Sağlık Olsun
En son ayrıldığımızda birbirimize '' Sağlıcakla Kal '' demiştik hatırladın mı ? İşte ben o günden sonra hiç sağlıklı düşünemedim! Sağlıklı da olamadım !
Bende sana bu saatten sonra ancak '' yüreğine sağlık '' diyebiliyorum !
yüreğine sağlık ! o güzel yüreğine ...
14/02/2011
En Sevgili'ye ...
09/01/2011
Dilenme kardeşim!
Dilenme kardeşim!
Yorgun bir akşamı selamlayarak
arşınlıyorum yine aynı yolları.
İskele kenarı yine ıssız yine sessizdi. Düşünceli bakışlarım da kendini
karanlığa teslim etmek üzereydi. Hissettiğim şey sadece soğuktu. Hava kendini
bile ısıtamayacak kadar aciz ve bencildi. Ellerimi ısıtmak amacıyla nefesimle
yaptığım hohoholamalarım bile içimde ki ayazı dindirmiyordu. Anladım ki
İstanbul bize dünden bozuktu. Yine küsmüş bize belli, göz yaşını akıtmıştı
üzerimize. Dedim ya ! hava soğuktu üşüyordum ama üşenmiyordum denize parelel
iskele kenarında yürümeye.
Karanlık sokaklara artık dargındım çok
erken kararmasına sitemim vardı. Aniden bahsettiğim ıssız,sessiz yoldan bir ses
yükselmeye başladı. Bu sesle irkildim '' Abiler ,kolonyalı mendillerim var. Her
yerde ,her an ihtiyacınıza yetişir, ellerinizi mikroptan arındırır temiz pak eder.
Hem iskele de yediğiniz balıktan sonra ellerinizin kokusunu değiştirir sizlere
ferahlık verir. Mendillerim var abiler sadece 1 Lira ''
Bu seste nerden geliyor ? Şaşırdım önceleri, sonra sese doğru yürümeye
başladım. Fakat sokakta bir kaç kişiden başka kimse görünmüyordu. Gelen ses ise
orta yaşını henüz aşmış bir bayana aitti. Sese geldiği yöne doğru yürümeye
devam ettim. Yolun başında, iskelenin hemen solunda temiz yüzlü bir teyze,
kolonyalı mendil satıyordu. Siyah gri, ağzı çıtçıtlı bir poşetin içine, 10 tane
ıslak mendil koymuştu. Yaptığı ambalajın ve mendil kalitesinde her an gibi bir
sıktı yoktu ,bana göre fazla bir intizam vardı bu işte.
Teyze tekrardan ; 'Mendillerim
var abiler, ablalar sadece 1 lira ! Miskokulu parfüm esanslı ... diyerek aynı
cümleleri aynı ustalıkla tekrar saymaya devam ediyordu. Hemen fark ettim
ki bazı harfleri teyzem söyleyemiyordu. Kurduğu cümlenin içinde geçen her
s ve r harfinden sonra kulağa hoş gelen bir name yayılıyordu sessiz ama bir o
kadarda soğuk sokağa.
Teyzenin yanından geçerken yavaşladım ve onu izlemeye daldım. İşte sadece o an
üşümüyordum. Teyzenin işini ne kadar ciddiye aldığını görünce birden garip bir
şekilde içim ısındı. Ve elindeki bir ıslak mendilin tüm faydalarını bir bir
müşterisine anlatırken ne kadar başarılı olduğunu görünce hayretler içerinde
kaldım. O bir ıslak mendil satmıyordu! Aldığın taktirde sana sunacağı
faydaları satıyordu.
Tüm bu işinin içinde buram buram emeği ve alınteri vardı. Belli ki
haram kazançtan korkuyordu. İhtiyacı vardı şüphesiz yoksa kim bu soğuktan
muzdarip olmak isterdi ki bir kaldırım taşının üzerinde. En önemlisi şuydu ki;
ihtiyacı vardı fakat dilenmiyordu, ihtiyacını dilendirmiyordu. Belli ki mert
biriydi ki namerde muhtaç olmak istemiyordu !
Öylece ona bakarken kalakaldım. Ayrı
bir ruh alemine gittim geldim. Olay çok basitti belki ama o an ki ruh halimle
bu olaydan çok dersler çıkardım. Bakmakla görmek arasında gidip gidip geldim
bir an , ama sonunda gördüm! İçimden yükselen sesin, ana fikriyle
kucaklaştım.
Sadece 1 Lira , idi sattığı ürün fakat inanın 1 liradan fazla bir değer vardı o
üründe. Kazandığı bu miktar kimine göre az kimine göre basit bir paraydı ama
onun varı yoğu, tek geçim kaynağıydı. Kimi insan çıktığı mekandan 1 lirayı bahşiş
olarak bile bırakmaya utanıp daha fazlasını verirken. Soğukta üşüyen teyze
sadece 1 lira istiyordu fazla sayıda mendil alırsan eğer, ondan şanslısı
yoktu o akşam.
Teyzemin yanında durdum, birkaç tane
ıslan mendil ben de aldım. Attım çantama. O an hiçbir faydasından
yararlanmadım belki ama sonları onun anlattığı şekliyle faydalarını
bende keşfettim. 2 gün sonra aynı yere yolum düştü hafif yolumu uzatarak
teyzem'le konuşma fırsatı yakaladım. Uzun uzadıya konuştuk soğuk el verdiğince.
Oğlunu evlendirecekmiş, paraya ihtiyacı varmış ve sadece kendi emeğini
sarf ederek oğlunu baş göz etmek istiyormuş vss ihtiyaçlar derken... Anladım ki
çalışmayı seviyor, Emeksiz bir kazanca karşı çıkıyor, ve gururundan, gönül
zenginliğinden ödün vermiyor. Konuştukça onu daha çok tanıdım. Gel zaman
git zaman çok kez yanına uğradım. Ama dün ki ve bir önce ki
ziyaretim sırasında kendisini görmedim. Sonra başka bir esnaftan duydum ki
çoçuğu baş göz etmiş hanım teyzem. Ne kadar çok sevindim anlatamam.
Dün anacım odamda ki
çekmeceleri düzeltirken dedi ki : '' Sende yaşın ilerledikçe pasaklı
oluyorsun,ne bu çekmecelerin hali ıslak mendilden kapanmıyor! Napcan olum
sen bunları hastamısın? dedi'' Bişey demedim güldüm geçtim ...
Geçen gün bir mekan çıkışında arkadaşlarla hesap ödemek için birbirimizi itip
kakarken! yok ben ödeyeceğim olur mu? sen misafirsin felan feşman derken.
Arkadaşım hesap için gelen zımbırtının içine bol miktarda, bahşiş için 1'er Tl
bıraktığını gördüm! O an kendimi kötü hissettim! Ve bir daha bahşiş
vermemeye kendimce ant içtim. Aklıma hanım teyzem geldi! Halbu ki ''O'' daha
çok hak ediyordu o 1 Liraları. Keyfim kaçtı gittim evime oturdum.
Dün vapura yetişmeye çlışırken önünden
geçtiğim sayısız dilencinin ''ALLAH rızası için fakire bir sadaka '' dediğini
duydum ama duymamazlıktan geldim! Birinin arkadan ''ALLAH versin
dediğini''duydum. Ama ALLAH çalışana verir bilmiyor musunuz diye içimden
geçirdim! Vapurda o dilencilerin hiç bir şey yapmadan kendisini acındırarak
insanların masum duygularını sömürdüğünü düşündüm.
Normal şartlarda vermekten ziyade , istemek zordur. İhtiyacı olan öyle
kolay isteyemez herkesten. Utanır sıkılır …
Halbuki çalışmak sünnetti! Siz neden çalışmıyordunuz? Yüzünüz kızarmadan ,
utanıp sıkılmadan habire istiyor kolaydan kazanmayı alışkanlık edinmişsiniz. Hanım
teyzeden neyiniz eksik? Tabi ki utanma duygunuz!
Bilmem ama aramızda ki fark bence o teyzem, çok mert !
Siz ise namert diniz! Namert olmasaydınız , vicdan sömürüsü
yapmazdınız ! Dilenmeyin kardeşim!. Lütfen dilenen aciz insanlara itibar
etmeyelim ! Dilenci deyip geçmeyin , haksız kazancı haklı göstermeye çalışan
mafya tekelinde olan şahsiyetsiz kişilerdir bunlar! ALLAH ıslah etsin
hepinizi.
Evet ,bu satırları işte bu cümleye kadarını yetiştiğim vapurda yazdım.
Daha da devam edecektim ki görevli ısrarla '' iskeleye yanaştık abi hadi artık
sende in'' diyene kadar ...
Yazan : Misalih
22/12/2010
Fİ TARİHİ'NDEN BU YANA ...
SEZAR'IN HAKKINI BANA VERİN :))
Vakti zamnında, Sezarın huzuruna ıkı kısı gelıyor ,bunlar borclu - alacaklı bırbırlerınden, Bır turlu ellerınde tuttukları paraları paylasamıyorlar!
Bu paranın tamamı benım yok olur mu ? öyle şey canım bu para benım hakkım! felan fılan derken, dıyorlar bu iş böyle olmayacak bız kral Sezar'a gıdelım o dogru kararı verır dıyerekten dusuyorlar yolla!
Bızım Sezar'da adına en afıılısınden yenı bır para bastırmıs o zamanlar, Havasından gecılmıyor kralın, Adamlar anlaşamayınca soluğu Sezar efendi'nin yanında alıyorlar. Kral'ımız adildir,bu paranın kimin hakkı olduğunu hemencecik söyler, bizde ona göre hareket ederiz diyorlar.Diğeri ne de olsa benim lehime karar vercek bak görürsün derken topu Kral Sezar'a atıyorlar.
Sezar bakıyor bunlar şiddetli geçimsizlik içinde adamlara dıyor kı ;
Verın bakim ! o paraları bana. Adamlar anlaşmazlığa düştükleri paranın tamamını kral'a veriyorlar.
Hakkatiyetli bir karar cıkmasını bekleye dururken,
Sezar bu paralar benım olacak ! Bu paralar benim diyor, bende bunları arıyordum.Tamam sorun cozulmustur dağılın bakem diyor !
Adamcağızlar , aynı anda ,nasıl olur kralım?
Bız kendı aramızda halledemedıgımız ıcın sana geldık sen de kasla goz arasında ıc ettın parayı!
Ayıp falla sana dıyorlar kral'ım da Sezar'ım ! yakısmadı koca sezara!
Sezar dıyor ki ; Bu paranın arkasında ne var ?
Adamlar bakıyor, bakıyor, kralımız Sezarın tugrası vardır dıyorlar, ve ıcınde halıyle resmınız var!
Evet diyor Sezar!
O halde ; Sezar'ın hakkını siz de Sezar'a vereceksınız !
O gün bugündür bu laf, dilden dile dolanıp bu günlere kadar gelmiştir.Ortada artık ne Sezar vardır ne de hakkı kalmıştır. En son ihale bende kaldı, bende bu sözü üşenmeden araştırıp, kendimce yorumlayıp (yani katledip ) sizle paylaşmak istedim. Artık hikayeyi siz de bu şekliyle biliyorsunuz. Siz de böylece benim suç ortağım oldunuz :))
Sevgili duyarlı izleyicilerim, sizler de benim gibi böyle hikayelere merak salıyorsanız, araştırmacı bir yönünüz var fakat bu yeni bilgileri edinmeye zaman bulamıyorsanız ? Artık bilgi dağarcığınıza yepyeni bilgiler katacak bir blog sitemiz var. Adı : fi-tarihi , Ben tüm sevecenliğim ve samimiyet'imle tavsiye ediyorum. Bazı arkadaşlar şiddetle tavsiye ediyormuş.Ama siz şiddet'ten yana olmayın lütfen, sevgiyle yaklaşın :))
Yukarıda ki hikayeyi paylaşmamın sebebi tamamen Fİ TARİHİ adlı site'den ilham almamdır.(Özellikle ; şu hikayeden esinlenmemdir ) Adamın işi gücü yok ! Böyle şeyleri araştırıyor, sonra yorumluyor ve erinmeden de bizlerle paylaşıyor.ALLAH razı olsun kendisinden,sayesinde bilgi dağarcığım genişledi,genel kültürüm tavan yaptı. Tavsiye etmemin sebebi tamamen bundandır.
Neyse reklam kokan hareketlere daha fazla bulaşmadan! Gerçekten tavsiye ettiğim bu blog sayfasına sizde bi zahmet uğrayıp bi izle dersiniz dime ? :))
SEvgiler ...
19/12/2010
Çok garip bir hikaye dime ?
Bir önce ki ''yarım kalan bir aşk hikayesi''adlı yazıda başından geçen hikayeyi sizlerle paylaşan,Misafir yazarımız, değerli dostum Şekeral'a göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim.Sizler gibi ilgili hikayeyi ilk okuduğumda aynı tepkileri bende verdim.Sekeral'ın hevesimizi kursağımızda bıraktığı konusunda hem fikiriz! Hikaye bu mudur! Bu kadarcık mı ? diye ısrarla sordum kendisine. Her sorduğumda da utanmadan sıkılmadan aynı cevabı verdi :) Beni alet ettiği bu hikayenin sonunu dinlemek ilk başta bana da bir türlü kısmet olmamıştı.Duyarlı izleyicilerimin masum duygularıyla neden oynuyorsun diye şakalaştık kendisiyle derken. Bahsi mevzu olan hikayenin esas kahramanı, hikayede ismi ''sarışın'' diye geçen bayan arkadaştan aldığımız mailler sonucunda, Kendisine söz hakkı doğduğu ve yoğun bir ilgi olduğu için hikayenin devamını da getirmeye karar aldık.
Şekeral'a bugün aynı mekanda sordum '' Bu hikaye'nin devamı için bayan arkadaş böyle diyor. Hikayeni bitir de önümüze bakalım. İnsanlarda bir daha yarım kalan bir aşk görmesin , dediysem de. Nuh dedi peygamber demedi. Mızmızlanan çoçuk edasıyla şöyle bir omuzlarını silkerek ; banane bananee dedi durdu. Hayda güler misin ,ağlar mısın? anlamadım ki ! Biraz ısrar ettim felan derken. Bu kezde demez mi ? Ben baskı altında yazamam, misafir yazarlıktan çok kısa bir süre istifa ediyorum dedi ! İstifasını askıya aldık şimdilik. Yazının sonunu kendi kaleminden okumak istedik ama o her defasında aynı olumsuz cevabı verdi! İşte bu nokta da hikayenin esas kızından mailler geldi. Kendisine söz hakkı doğduğu için bu mailleri olduğu gibi yayınlayacağıma dair söz verdim kendisine.Kusura bakma Şekeral !
Ne güzel hafta sonu için güzel bir yazı yayınlıycaktım , nerden çıktı bu şimdi diye söylene söylene hikayeyi sizlerinde izniyle gelen maille istinaden sonlandırıyorum.
Gelen mail aynen şöyleydi :))) :
Geçen günkü hikaye tadında yazılmış olan bir önceki yazınızı okudum.Arkadaşlarım vasıtasıyla bu olaydan haberdar oldum. Evet hikaye de ismi ''sarışın kız'' olarak geçen ilgili kişi benim. Bir kere ismim sarışın değil , Müjgan! Uzatmadan durumu bir de ben izah edeyim; Hikayeyi okuyunca sinir krizlerine girdim çünkü. Madem bir şey anlatcan sonunu getir dime ? alalaaa böyle bişey de görmedim ömrü hayatımda. Neyse ben şimdi açıklim durumu da kapansın bu mesele.Beni çok baydı biline. Neyse olay şöle oldu , çok sıkıldığım zamanlarda yazılmıştım arkadaşın dediği o kursa.Adını sonradan öğrendim o arkadaşın da . Şekercimiydi,Şekeralmıydı , neyse öyle tatlı bi ismi vardı, ama kendisinden hiç elektrik almadım oda ayrı bir konu.
Çok eğleneceğimi , kafa dağıtacağımı düşünerek gittiğim kursta. Hiç de beklemediğim manzaralarla karşılaştım. Beni verdikleri sınıftaki insanlar çok pasif, çok soğuk insanlardı. İnek desen inek değil , dersi kaynatan, eğlenen tipler desen onlardan da değil acayip bir sıkıcı hava vardı içeride. Sınıf ortamında olmayacak yeni bir tür doğmuştu benim şansıma. Bu sınıfta garip ama garip, sessiz sakin, utangaç ama bana karşı çok ilgili olduunu hissetiğim bir çoçuk vardı.Onu kursun bitmesine yakın fark ettim.
Kursta 4 ay gibi bir süreyi kapsıyordu. Ben yine farketmezdim bu kadar garip birini lakin arkadaşlarım bana söyleyince anladım bana karşı ilgi duyduğunu. Çoçuk dersi bırakıp bana bakardı. Sanarsın ki dersin hocası benim. Bana bakarak örnekler verir. Gözlerini benden hiç almazdı. Bana karşı bir ilgisi vardı kesin ama cesareti yoktu. Böyle geçti koca zaman ama bu garip kişi bir kez bile yanıma gelip tanışma teşebüssünde bulunmadı. Ona karşı hiç bir şey hissetmiyordum ama onda ki garip ruh hali beni de bi garip yapmıştı.
Bir gün arkadaşlarla kurs çıkışı yürüyoruz ağır ağır , bir baktık ki önümüzde bizim garip çoçuk. ders kitaplarını ellerine almış,ağzında bir sigara, kulağında mp3 player , dalgın dalgın yürüyor. Kızlar '' aaa bak senin gariban, ayy garip çoçuk bak önümüzde '' bi selam verde mutlu olsun. Ne vercem kızım manyakmısınız siz dedim. O bir kere bana merhaba demedi ki diye sözlerini kestim. Neyse bizi fark ettiğini hissettik.
Birden suratı kızardı,duruşu değişti. Bir yandan göz ucuyla bize bakarken bir yandan da cep telefonunu cebinden çıkarmaya çalışıyordu. İşte o an cebinden büyükçe bir kağıt düşürdü.Yere düşen kağıtın farkına bile varmadan yoluna devam etti. İşte o sırada bizim kızlar aaa bak cebinden bişey düştü , öenmli bir şeye benziyor gitsek de versek insanlık namına dedi. İyi dedim adımlarımı hızlandırarak yanına gidiyordum ki oda ne oda birden hızlandı. Allaaa dedim ne garip biri bu . Benden mi korku? Ürkek bir ceylan mı bu ? anlamadım ki! neden sonra köşeyi dönerken yetiştim hızına. Tam önümde durmuşken seslendim beni duymadı! Nasıl duysun ki ! kulağından bangır bangır sesler geliyor! Baktım olacak gibi değil , yavaşça vurarak omzuna dokundum. Hey bakar mısınız ? Bu kağıt sizden düştü , önemli bişey olsa gerek. Alın dedim. Sanki ben başka birşey demişim gibi heycanlanarak,suratına kendisi gibi garip bir gülümseme kondurdu.
- Teş-teşekk-teşekkürler dedi, zorlanarak , sesinin titrediğini ,heycanı herhalinden belliydi! Belki bu kelimesinin ardından , başka şeyler söyler diye, gülümseyerek baktım suratıan heycanını yensin diye ama yok! o marur garipligi ve gizemiyle döndü önüne ve birden koşmaya başladı ! Aman Allah'ım yok böyle bişey ne yapacağımı şaşırdım. Sanki ona kötü bir şey yapmışım gibi hissettim ve çok pişman oldum onun gibi bir insana iyilik yaptığım için...
İşte durum bundan ibaret değerli blog sahibi. Derhal hakkımda devamı gelecek asılsız hikayeye bir son verin diye size hikayeyi tüm gerçekliğiyle anlatmış bulunmaktayım. Son olarak söyleyin o Şekeral Efendiye'de bir daha böyle kendisi gibi garip, gizem süsü vererek insanları merakta bırakmasın. Söyleyeceklerim bu kadar yayınlarsanız sevinirim.
Hoşçakalın , Müjgan ...
16/12/2010
Yarım Kalan Bir Aşk Hikayesi...
12/12/2010
Ah anam vah anam...
06/12/2010
1 milyon kalem - birmilyonkalem kaç düzinedir ?
Bundan sonra 1milyonkalem adlı blog sayfasında yazar olarak görev alacağımı duyarlı izleyicim'e ilanen duyurmuş bulunmaktayım.
Sen kendi blogunda bile yazmasken başka bir yerde nasıl paylaşımda bulunacaksınız dediğinizi duyar gibiyim.Söyleyin söyleyin alınmam :)) Farkındayım blogcanım'ı çok ihmal ediyorum uzun zamandır farkındayım. Artık bu gidişe bir son vermek istiyorum. Malum havalar hızlı birşekilde soğumaya başladı. Bu ne anlaam geliyor ? kış geldi. kır bacağını otur sıcak evinde, aç blog sayfanı kaldığın yerden devam et. Benim için bu anlama geliyor. Bu üşengeç , sürekli işi gücü çıkan kardeşiniz bundan sonra kendine extrem zamanlar ayarlayarak , kışı da bahane ederek yazmaya başlayacaktır emin olunuz. En azından yazabileceğini düşünmektedir. Uzun zamandır gerek sosyal yönüyle,gerek kültürel paylaşımı ve seviyeli çizgisiyle yayın yapmakta olan değerli ''1 mk'' blog sayfasında, yazar olarak başlamış bulunmaktayım.
Tüm içtenliğim ve samimiyetimle orada da yazılar yayınlayacağım. Belki ilk başta eski yazılarımdan bir seçme de yapabilirim ama bir şekilde yep yeni yazılarım,gözlemlerim ve şiirlerimle sizlerle olmaya devam edeceğim.Güzel sosyal projelere imza atan,ticari kaygı taşımayan kaç tane blog var ki alasen? Varsa söylin gidim onlara da üye olim. Vel asıl kelam sırf bunu söylemek için yazdım. Sizde üşenmediniz okudunuz , teşekkür ederim. unutmadan son yazılarıma yapılan yorumlara cevap vermediğim için çok mahçup durumdayım. Yorum yapan tüm güzel insanlara çokk teşekkürimi sunuyorum.Eksik olmayınız. Eliniz değmişken, hayrınıza şimdi linkini vereceğim yazıya da bir yorum yazarsanız sevinirim :)) Onun 0 yorum olarak bulunması canımı sıkmaya başladı. Lütfen bir el atınız :))) Şimdi ben yorum yaparsam ayıp olur ! Öyle değil mi?
Uzun zamandır çeşitli gözlemlerde bulunmaktayım.Yemedim içmedim gittim kalabalığın arasında çaresiz ve yalnız gözüken insanları gözlemledim,notlar aldım, kelimelerle oynadım içime sözler akıttım.Artık onları sizlerle paylaşmanın vakti geldi. tek sorunum şudur ki ; onları nasıl başlasam da yazsam diye düşünüyorum. Ara verince yazıya, tekrar başlaması güç oluyor gerçekten! Kalemim ürkek,bedenim üşengeç fakat ruhum aç ! Her şeye rağmen bu yürek haykırmak istiyor ! Bu yüzden en kısa zaman zarfında görüşmek üzere, esen kalın ...
SEvgiler,
SAygılar ...










