13/04/2011
Bugün Bir Başka Seviyorum Seni ...
28/03/2011
Uçurumun Kenarındayım Hızır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kal'asının burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Koca yâr adım çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek ...
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Güzelliğin zülme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır ...
Ben fakir
En hakir
Bin taksir ...
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzdan
Dabbet-ül arz dan
Yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum senden ...
Şiir: "Gülce"-Ömer Lütfi Mete
20/03/2011
Yürüyen merdivenlerde ki yürüyen insanlar
'' Yürüyen merdivenlerde ki yürüyen insanlar ''
Evet konumuz bu şaşırdınız mı ? Şaşırmayın gündelik hayatın içinde sürekli yaptığımız bi eylem bu , öyle değil mi? İlk başta bende yadırgıyordum bu insanları ama malesef bende onlara dahil oldum.
İsviçre'li bilim adamları araştıracak konu bulamayınca teklifim üzerine bu konuya da eğildiler sağ olsunlar, Ülkelerinde manoton geçen gündelik hayattan sıkıldıklarını söyleyerek yürüyen merdiven de yürüyen insanları görmek için ülkemize bir heyet göndermişler eksik olmasınlar :))
Hazırlamış oldukları raporda ; bu tip insanların aslında üşengeç insanlar olduklarını tespit etmişler. Demelerine göre şöyle ki ; '' Bu insan türü sabah çalan alarmını sürekli erken saate kurmalarına rağmen bir türlü istedikleri saatte kalkamayıp uykuya yenilen insanlardır.
Beş dakika daha uyuyayım diye yapmadıkları rezilllik yoktur. Ve sıcak yataklarından kalktıktan sonra asla evde kahvaltı yapmaz apart topar hazırlanır bu insanlar. Yolda aldığı aparatif gıdaları (poğça,simit vss) yi fazla tükketiklerinden dolayı , bünyelerine almış oldukları karbonhidratları bi yerlerinin zorundan mecburen kinetik enerjiye geçirdikleri tespit edilmiş olup , bu insanların her sabah kendilerine söz verdiklerini fakat amacına o an için ulaştıktan sonra verilen sözleri çabucak unuttukları tespit edilerek kayıtlara alınmıştır. Hazırladıkları raporda ; malesef 100 Türk Vatandaşından en az 10'unun bu dertten muzdarip olduğu saptanmıştır'' demişler.
Ayrıca son dakkika haberlerime göre yürüyen medivenlerin artık yeteri kadar hızlı yürümediğinden şikayet eden bu insanlar için ; ulaşım hizmetlerinde ve avm'lerde levellerini kendilerinin ayarlayabileceği özel makinaların siparişlerinin bir uzak doğu firmasına verildiğini söyleyerek bir göz aydınlığı vermek istiyorum yürüyen merdivende yürüyen kadim dostlarıma.
Olimpiyat daire başkanlığının almış olduğu karar neticesinde, diğer olimpiyatlarda başlamak üzere yürüyen merdivende yürüme müsabakalarını çeşitlendirerek olimpiyatlara renk katmak istemektedir. bu yarışma için ülkemize ayrıca bir telif hakkı sunulacakmış.
Bu dalın geliştirilmesi için Türk vatandaşlarından büyük destek beklediklerini açıklamışlardır. Metro istasyonlarında ki vatandaşlarımız ise '' maden böyle bir şey yapılacak , illaki çift yönlü merdiven isteriz diyerek, iniş çıkış ve engelli parkurlarıyla ,kapsamlı olarak bu dalın namımıza yaraşır şekilde yapılmasını istediklerini belirterek, bu konu da her türlü yardıma hazır olduğunu sözlerine eklemişler''dir.
Yakında iş ilanlarında şöyle bir yazı görebilirsiniz;
Yürüyen merdivenlerde hızına güvenen, metro istasyonlarında yoğun iş saatlerinde,kalabalıktan tereyağından kıl çeker gibi hızla çıkacak elemanlar aranıyor. .SSK + yemek, maaş dolgundur'' diye ilan görürseniz de hiç şaşırmayın heaa!
09/03/2011
Kabakulaksal Sinerji!
08/03/2011
Kendiyle barışık cümleler
27/02/2011
Sağlık Olsun
En son ayrıldığımızda birbirimize '' Sağlıcakla Kal '' demiştik hatırladın mı ? İşte ben o günden sonra hiç sağlıklı düşünemedim! Sağlıklı da olamadım !
Bende sana bu saatten sonra ancak '' yüreğine sağlık '' diyebiliyorum !
yüreğine sağlık ! o güzel yüreğine ...
14/02/2011
En Sevgili'ye ...
09/01/2011
Dilenme kardeşim!
Dilenme kardeşim!
Yorgun bir akşamı selamlayarak
arşınlıyorum yine aynı yolları.
İskele kenarı yine ıssız yine sessizdi. Düşünceli bakışlarım da kendini
karanlığa teslim etmek üzereydi. Hissettiğim şey sadece soğuktu. Hava kendini
bile ısıtamayacak kadar aciz ve bencildi. Ellerimi ısıtmak amacıyla nefesimle
yaptığım hohoholamalarım bile içimde ki ayazı dindirmiyordu. Anladım ki
İstanbul bize dünden bozuktu. Yine küsmüş bize belli, göz yaşını akıtmıştı
üzerimize. Dedim ya ! hava soğuktu üşüyordum ama üşenmiyordum denize parelel
iskele kenarında yürümeye.
Karanlık sokaklara artık dargındım çok
erken kararmasına sitemim vardı. Aniden bahsettiğim ıssız,sessiz yoldan bir ses
yükselmeye başladı. Bu sesle irkildim '' Abiler ,kolonyalı mendillerim var. Her
yerde ,her an ihtiyacınıza yetişir, ellerinizi mikroptan arındırır temiz pak eder.
Hem iskele de yediğiniz balıktan sonra ellerinizin kokusunu değiştirir sizlere
ferahlık verir. Mendillerim var abiler sadece 1 Lira ''
Bu seste nerden geliyor ? Şaşırdım önceleri, sonra sese doğru yürümeye
başladım. Fakat sokakta bir kaç kişiden başka kimse görünmüyordu. Gelen ses ise
orta yaşını henüz aşmış bir bayana aitti. Sese geldiği yöne doğru yürümeye
devam ettim. Yolun başında, iskelenin hemen solunda temiz yüzlü bir teyze,
kolonyalı mendil satıyordu. Siyah gri, ağzı çıtçıtlı bir poşetin içine, 10 tane
ıslak mendil koymuştu. Yaptığı ambalajın ve mendil kalitesinde her an gibi bir
sıktı yoktu ,bana göre fazla bir intizam vardı bu işte.
Teyze tekrardan ; 'Mendillerim
var abiler, ablalar sadece 1 lira ! Miskokulu parfüm esanslı ... diyerek aynı
cümleleri aynı ustalıkla tekrar saymaya devam ediyordu. Hemen fark ettim
ki bazı harfleri teyzem söyleyemiyordu. Kurduğu cümlenin içinde geçen her
s ve r harfinden sonra kulağa hoş gelen bir name yayılıyordu sessiz ama bir o
kadarda soğuk sokağa.
Teyzenin yanından geçerken yavaşladım ve onu izlemeye daldım. İşte sadece o an
üşümüyordum. Teyzenin işini ne kadar ciddiye aldığını görünce birden garip bir
şekilde içim ısındı. Ve elindeki bir ıslak mendilin tüm faydalarını bir bir
müşterisine anlatırken ne kadar başarılı olduğunu görünce hayretler içerinde
kaldım. O bir ıslak mendil satmıyordu! Aldığın taktirde sana sunacağı
faydaları satıyordu.
Tüm bu işinin içinde buram buram emeği ve alınteri vardı. Belli ki
haram kazançtan korkuyordu. İhtiyacı vardı şüphesiz yoksa kim bu soğuktan
muzdarip olmak isterdi ki bir kaldırım taşının üzerinde. En önemlisi şuydu ki;
ihtiyacı vardı fakat dilenmiyordu, ihtiyacını dilendirmiyordu. Belli ki mert
biriydi ki namerde muhtaç olmak istemiyordu !
Öylece ona bakarken kalakaldım. Ayrı
bir ruh alemine gittim geldim. Olay çok basitti belki ama o an ki ruh halimle
bu olaydan çok dersler çıkardım. Bakmakla görmek arasında gidip gidip geldim
bir an , ama sonunda gördüm! İçimden yükselen sesin, ana fikriyle
kucaklaştım.
Sadece 1 Lira , idi sattığı ürün fakat inanın 1 liradan fazla bir değer vardı o
üründe. Kazandığı bu miktar kimine göre az kimine göre basit bir paraydı ama
onun varı yoğu, tek geçim kaynağıydı. Kimi insan çıktığı mekandan 1 lirayı bahşiş
olarak bile bırakmaya utanıp daha fazlasını verirken. Soğukta üşüyen teyze
sadece 1 lira istiyordu fazla sayıda mendil alırsan eğer, ondan şanslısı
yoktu o akşam.
Teyzemin yanında durdum, birkaç tane
ıslan mendil ben de aldım. Attım çantama. O an hiçbir faydasından
yararlanmadım belki ama sonları onun anlattığı şekliyle faydalarını
bende keşfettim. 2 gün sonra aynı yere yolum düştü hafif yolumu uzatarak
teyzem'le konuşma fırsatı yakaladım. Uzun uzadıya konuştuk soğuk el verdiğince.
Oğlunu evlendirecekmiş, paraya ihtiyacı varmış ve sadece kendi emeğini
sarf ederek oğlunu baş göz etmek istiyormuş vss ihtiyaçlar derken... Anladım ki
çalışmayı seviyor, Emeksiz bir kazanca karşı çıkıyor, ve gururundan, gönül
zenginliğinden ödün vermiyor. Konuştukça onu daha çok tanıdım. Gel zaman
git zaman çok kez yanına uğradım. Ama dün ki ve bir önce ki
ziyaretim sırasında kendisini görmedim. Sonra başka bir esnaftan duydum ki
çoçuğu baş göz etmiş hanım teyzem. Ne kadar çok sevindim anlatamam.
Dün anacım odamda ki
çekmeceleri düzeltirken dedi ki : '' Sende yaşın ilerledikçe pasaklı
oluyorsun,ne bu çekmecelerin hali ıslak mendilden kapanmıyor! Napcan olum
sen bunları hastamısın? dedi'' Bişey demedim güldüm geçtim ...
Geçen gün bir mekan çıkışında arkadaşlarla hesap ödemek için birbirimizi itip
kakarken! yok ben ödeyeceğim olur mu? sen misafirsin felan feşman derken.
Arkadaşım hesap için gelen zımbırtının içine bol miktarda, bahşiş için 1'er Tl
bıraktığını gördüm! O an kendimi kötü hissettim! Ve bir daha bahşiş
vermemeye kendimce ant içtim. Aklıma hanım teyzem geldi! Halbu ki ''O'' daha
çok hak ediyordu o 1 Liraları. Keyfim kaçtı gittim evime oturdum.
Dün vapura yetişmeye çlışırken önünden
geçtiğim sayısız dilencinin ''ALLAH rızası için fakire bir sadaka '' dediğini
duydum ama duymamazlıktan geldim! Birinin arkadan ''ALLAH versin
dediğini''duydum. Ama ALLAH çalışana verir bilmiyor musunuz diye içimden
geçirdim! Vapurda o dilencilerin hiç bir şey yapmadan kendisini acındırarak
insanların masum duygularını sömürdüğünü düşündüm.
Normal şartlarda vermekten ziyade , istemek zordur. İhtiyacı olan öyle
kolay isteyemez herkesten. Utanır sıkılır …
Halbuki çalışmak sünnetti! Siz neden çalışmıyordunuz? Yüzünüz kızarmadan ,
utanıp sıkılmadan habire istiyor kolaydan kazanmayı alışkanlık edinmişsiniz. Hanım
teyzeden neyiniz eksik? Tabi ki utanma duygunuz!
Bilmem ama aramızda ki fark bence o teyzem, çok mert !
Siz ise namert diniz! Namert olmasaydınız , vicdan sömürüsü
yapmazdınız ! Dilenmeyin kardeşim!. Lütfen dilenen aciz insanlara itibar
etmeyelim ! Dilenci deyip geçmeyin , haksız kazancı haklı göstermeye çalışan
mafya tekelinde olan şahsiyetsiz kişilerdir bunlar! ALLAH ıslah etsin
hepinizi.
Evet ,bu satırları işte bu cümleye kadarını yetiştiğim vapurda yazdım.
Daha da devam edecektim ki görevli ısrarla '' iskeleye yanaştık abi hadi artık
sende in'' diyene kadar ...
Yazan : Misalih
22/12/2010
Fİ TARİHİ'NDEN BU YANA ...
SEZAR'IN HAKKINI BANA VERİN :))
Vakti zamnında, Sezarın huzuruna ıkı kısı gelıyor ,bunlar borclu - alacaklı bırbırlerınden, Bır turlu ellerınde tuttukları paraları paylasamıyorlar!
Bu paranın tamamı benım yok olur mu ? öyle şey canım bu para benım hakkım! felan fılan derken, dıyorlar bu iş böyle olmayacak bız kral Sezar'a gıdelım o dogru kararı verır dıyerekten dusuyorlar yolla!
Bızım Sezar'da adına en afıılısınden yenı bır para bastırmıs o zamanlar, Havasından gecılmıyor kralın, Adamlar anlaşamayınca soluğu Sezar efendi'nin yanında alıyorlar. Kral'ımız adildir,bu paranın kimin hakkı olduğunu hemencecik söyler, bizde ona göre hareket ederiz diyorlar.Diğeri ne de olsa benim lehime karar vercek bak görürsün derken topu Kral Sezar'a atıyorlar.
Sezar bakıyor bunlar şiddetli geçimsizlik içinde adamlara dıyor kı ;
Verın bakim ! o paraları bana. Adamlar anlaşmazlığa düştükleri paranın tamamını kral'a veriyorlar.
Hakkatiyetli bir karar cıkmasını bekleye dururken,
Sezar bu paralar benım olacak ! Bu paralar benim diyor, bende bunları arıyordum.Tamam sorun cozulmustur dağılın bakem diyor !
Adamcağızlar , aynı anda ,nasıl olur kralım?
Bız kendı aramızda halledemedıgımız ıcın sana geldık sen de kasla goz arasında ıc ettın parayı!
Ayıp falla sana dıyorlar kral'ım da Sezar'ım ! yakısmadı koca sezara!
Sezar dıyor ki ; Bu paranın arkasında ne var ?
Adamlar bakıyor, bakıyor, kralımız Sezarın tugrası vardır dıyorlar, ve ıcınde halıyle resmınız var!
Evet diyor Sezar!
O halde ; Sezar'ın hakkını siz de Sezar'a vereceksınız !
O gün bugündür bu laf, dilden dile dolanıp bu günlere kadar gelmiştir.Ortada artık ne Sezar vardır ne de hakkı kalmıştır. En son ihale bende kaldı, bende bu sözü üşenmeden araştırıp, kendimce yorumlayıp (yani katledip ) sizle paylaşmak istedim. Artık hikayeyi siz de bu şekliyle biliyorsunuz. Siz de böylece benim suç ortağım oldunuz :))
Sevgili duyarlı izleyicilerim, sizler de benim gibi böyle hikayelere merak salıyorsanız, araştırmacı bir yönünüz var fakat bu yeni bilgileri edinmeye zaman bulamıyorsanız ? Artık bilgi dağarcığınıza yepyeni bilgiler katacak bir blog sitemiz var. Adı : fi-tarihi , Ben tüm sevecenliğim ve samimiyet'imle tavsiye ediyorum. Bazı arkadaşlar şiddetle tavsiye ediyormuş.Ama siz şiddet'ten yana olmayın lütfen, sevgiyle yaklaşın :))
Yukarıda ki hikayeyi paylaşmamın sebebi tamamen Fİ TARİHİ adlı site'den ilham almamdır.(Özellikle ; şu hikayeden esinlenmemdir ) Adamın işi gücü yok ! Böyle şeyleri araştırıyor, sonra yorumluyor ve erinmeden de bizlerle paylaşıyor.ALLAH razı olsun kendisinden,sayesinde bilgi dağarcığım genişledi,genel kültürüm tavan yaptı. Tavsiye etmemin sebebi tamamen bundandır.
Neyse reklam kokan hareketlere daha fazla bulaşmadan! Gerçekten tavsiye ettiğim bu blog sayfasına sizde bi zahmet uğrayıp bi izle dersiniz dime ? :))
SEvgiler ...









