26/07/2012

ÜÇ SUALE ,TEK CEVAP


Bir grup felsefeci , gelerek '' Şems-i Tebriziye ''
Dediler: Birkaç sual sormaya geldik size.
O sırada tebrizi hazretleri ders için toplamıştı cümle talebeleri,

Ve elinde bir kerpiç bulunuyordu o ara,
Kerpiçle teyemmüm'ü öğretirdi onlara,
İşte bu sırada, geldi felsefeciler üç sual sormak için, müsade istediler.

1- Dediler ki : ? ALLAH vardır, görünemez diyorsun, görünmeyen şeye mi siz inanıyorsunuz?

2- Ateşten yaratıldı dersiniz şeytan için. Sonrada ''O'' ateşte yanacak diyorsunuz.
Bu iki sözünüzde yok mudur bir tenakuz?
Ateştense şeytanın halk edilişi, Öyleyse hiç yakar mı ateş ,başka ateşi ?

3- Ayrıca dersiniz ; İslamda kul hakkı var, Ahirette , hakkını alır alacaklılar, 
Halbuki bırakın insanları kendi hallerine,
Canları ne isterse, yapsınlar birbirine !


O vakit Hazreti Şems, o kerpiçi alarak , o kimsenin başına vurdu cevap olarak, daha onu dinlemeden şikayetçi olup  götürdüler kadının huzuruna.
Kadı dedi niye vurdun bu adamın başına. Tebriz-i der ki 3 sualine cevaptır amacım. Kadı sorar nedir işin aslı.
Şems anlatır bir bir :

1- Başına vurdum, göstersin o başının ağrı ve acısını ?
Lakin mümkün deiğil acıyı göstermek !

2- Şeytan ateş cinsinden zarar görmez dedi, ateşten yaratılanı neden atıyorsun ateşe yanmayacaksa?
Halbuki kendiside topraktan yaratıldı, öyleyse bu toprak bu kerpiçle niçin başı ağrıdı. insanda topraktan meydana elmedi mi?

3- Ve diyor ki ölünce, yoktur hesap ve mizan , Şu dünyada serbestçe yaşamalı her insan, Bırakın yapsın istediğini , karışmasın kimseye.
Maden ki istemiyorsun hak hukuka riayet, öyleyse bende özgürce yaptım bir hareket. o halde o  niçin beni, size etti şikayet ?



( Aşkın Son Nefesi kitabından alıntı bir hikayedir )

22/07/2012

ÖZLÜ SÖZLER KÖŞESİ ( 6 )



Eğer ümmetim, Ramazan ayında tecellli eden faziletleri bilmiş olsalardı, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederlerdi.
( Hadis )



Rabbim senden başka hiçbir şeyi olmayan ben, Senden başka herşeyi olana acırım.
(Konfünçyüs)


Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin.
(Hz. İsa (as) )


Niceleri geldi neler istediler, 
Bırakıp dünyayı sonra gittiler,
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
İnan o gidenler de senin gibiydiler ...
(Yunus Emre)



Düşünmeden öğrenmek, kaybedilmiş emektir.
(Hz Ali (r.a.)



Çözümde görev almayanlar sorunun bir parçası olurlar.
(Goethe)


Başkasının ayıbından bahsetmek istediğin zaman, kendi nefsinin ayıplarını hatırla.
(Hadis)


Dört şey geri gelmez: 
Söylenen söz ,atılan ok, geçen zaman ve kaçırılan fırsat.
( Hz Ömer (r.a)


Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır.
(Schiller)



Bilginin efendisi olmak için, çalışmanın uşağı olmak şarttır.
(Honora d Balzanc)


Nice namaz kılanlar var ki; Onların namazlarından nasibi; yorgunluk ve zahmetten başka birşey değildir.
(Hadis)


Bir kimse seni sende olmayan vasıflarla överse,
Gün gelir, sende olmayan kusurlarla da yerebilir.
(Ali Zeynel Abidin)


ALLAH rızası için söylenmeyen sözde , ALLAH yollunda harcanmayan malda hayır yoktur.
( Hz. Ebubekir (r.a.)  )


Borç köleliğin başlangıcıdır.
(Victor Hugo)


Yalan ile iman bir arada olmaz.
(Hadis )


Aynaya nasıl bakarsanız, yüzünüzü öyle görürsünüz.
(Atasözü)



Ya açar Nazm'ı Celil'in bakarız yaprağına , 
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına,
İnmemiştir Kuran bunu hakkıyla bilin,
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakma için ...
(Necip Fazıl Kısakürek)



Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, Cevizin hepsini kabuk zanneder.
(İmam-ı Gazali)


Merhamet etmeyene, Merhamet olunmaz.
(Hadis)



Akıllı insan her düşündüğünü söylemez ama söylediği herşeyi düşünür.
(Aristo)


Cahillerle girdiğim her tartışmayı kaybetmişimdir.
( Ebu Hanife )



11/07/2012

sevgiliye

                                                                      SEVGİLİYE

 
Sevgiliye giden yollardan birinde,
Kaybettim yolumu.
Gökyüzü karanlık,
Ay karanlık,
Sevgilinin yüzü aya dönük.
Bir bilse bu yolda nasıl korktuğumu,
Bir bilse...
Ne geri dönüp çıkmaya isteğim var,
Ne yoluma devam etmeye cesaretim.
Ve hiçbir şarkı da dolanmaz dilime
Korkumu geçirmeye yetmez.
Çocukken de böyleydim ben.
Ne zaman siyah giyinse bulutlar ürperirdim
Ve hep bir ışık girerdi odama penceremden
Gökyüzüne bakmaya korkardım.
Büyüyünce geçer derdim, geçmedi.
Gökyüzü şimdi gün doğmadan önceki son karanlık.
Bir gelse şafak söker,
Bulutlar gelin gibi salınır.
Bir gelse ay yerini güneşe bırakır,
Zaman geçtiğine utanır.
Bir gelse geçer korkularım.
Korkuyorum, gel artık..
Yazan: Banu KENBER (onaylı)

01/07/2012

Tek Bilet

TEK BİLET

 Esip duruyor yine başımın üstünde,
Yedi tepeli şehrin rüzgarı.
İçimden alıp başımı gitmek geliyor,
Bu defa her zamankinden farklı.
...
Ardıma bakmadan gitsem bu defa,
Ki gitmesi kolay olsun.
Ve gece olsun gidişim,
Sen kömür karası gözlerini
Kapatıp üzerine,
Olmak istediğim rüyalarındayken.
Bir yer seçsem öyle rastgele,
Ya da otobüs nereye götürürse.
Sonra, tek bilet olsa cam kenarı,
Mümkünse sadece gidiş olsa,
Ve olabildiğince uzun bir yol...

Yazan: Banu Kenber

26/06/2012

İHANET ÇİÇEKLERİ

Yıllar olmuş sanki görmeyeli,
Gözünü gözüme değdirmeyeli.
Nasıl da uzaklara düşmüş gözlerinin yolu,
Yorgunluğun çizgileri yüzüne vurmuş.
Yüzün soğuk,
Yüzün uzak,
Yüzünde suskunluğumun sebebi var.
Sözlerin uzaktan biri konuşur gibi,
Sen konuştukça hüzün yağdırır bulutlar.
Çıkarsın yüreğimden sarı bir vedayla,
Sonbahardır artık sesinin rengi.
Dudağın yabancı sevgilerin izini taşır,
Yalancı gülüşlerle konmuş yamacına.
Zemheri geceleri ellerin tutulmuş.
Ellerin soğuk,
Ellerin uzak,
Ellerinde ihanet çiçekleri var.

10/01/2011        01:33 (onaylı)


09/06/2012

Ses Ver Blog Ahalisi!

Evet son iki yazımızda sevgiliye attığımız pandiklerden bahsettikten sonra yine kendimle karşınızdayım efendim. Ama daha önce bişe sorcam, bu blogger ahalisine ne olmuş kardeşim? Herkesin kolayına mı gelmiş tweet atmak, onları "follow"lamak, hamakta sallanmak, armutları ballandırmak? Blog tarihi hazin günlerini yaşıyormuş gibime geldi.. Bu blogcu arkadaşların misyonlarını bir üst basamağa taşıyıp kitap çıkarmaların eseri. Değilse kurşun döktürmeli millete, akıllar başa alınmalı. Yazınız efendim, reca edeceğim. Tamam benim de eleştirdiğim ergenlik kelimeleri vardır, aynı zamanda kurduğum babasız cümlelerim nedeniyle eleştirilmişliğim. Ama yazmanın önünde engel midir? Değildir değerli vatandaş. Bırakınız bir kişi izlemesin sayfanızı, bırakınız yanlışlık eseri bile görülmüş tek bir yazınız olmasın, hiç bir kitabın kapağında mistik havalarda gezinen gizemli fotoğraflarınız olmasın. Ama yazınız.

Ben ufacıklardayken beni üzen şeyleri kendi meşrebimde yazardım. İç organlarımın farkında olmadığım ve gözle görünür organlarımın bir çoğunun da ne işe yaradığını bilmediğim zamanlarda H.E. adlı öğretmenimin cetvelle suratıma vurduğunu "örtmen suratıma cetvelle vurdu kabardı yanağım çok acıyor" diye yazarken lise sonda S.Ö adlı hocadan yediğim sağlam dayağı"h**oğlu h**nın çocuğu, insan insana öyle mi vurur p***k evladı, bişe diyim mi sevgili kağıt bu herifin anası yada babası eşşek lan! yada at! iki insan ürünü bi organizma böyle dövemez, p*ç! anasını eşekler dürtsün bunun!" diye tasvir etmişim. İşin ilginci herkes de böyle birşey yapıyor zannetmişim.. Değilmiş. Ama ben sonuçta yazmış rahat etmişim.

Lise zamanlarımda şimdilerde radyo programı yapan Zeki Kayahan Coşkun adlı minik, sempatik, zeki, olgun sever büyüğümüz gazetenin bir ekinde Zeki'yle Zekice adlı bir köşede yazıyor, ben de bir yandan yazılarını okuyor bir yandan ne derdim varsa ona yazıyorum. Helal olsun adama her hafta beni muhatap alıyor, hayretler içine düşüyordum; ne şaşırıyordum arkadaş.. Baya devam etti o gazete eki, Zeki'nin yazıları, ona anlattıklarım ve onun bana cevapları.. O zamanlar bilgisayarla alakalı işlerle uğraştığımdan her hafta aldığım gazeteyi sonradan eksen kayması yaşamam nedeniyle Zeki Kayahan Coşkun okumak için alıyordum. O zamanlardan sakladığım tüm küpürleri askerlik vazifesi nedeniyle ayrıldığım evimden torlayıp toplayıp, hiç üşenmeyip, gözünün yaşına bakmayıp bir kalemde çöpe gönderen anneme de burdan hemen tüm yazılarda olduğu gibi yine sevgilerimi gönderiyorum ayrıca.

Şimdi bunu neden söylüyorum bilir misin sevgili jakabo?

Büyük ihtimal Zeki Kayahan Coşkun beni hatırlamaz. Hatırlasa bile o zamanlar hastası olduğu kırmızı ferrarisine elletmez. Elletse de elletmese de farketmez. Farkeden şey; o yazıların benim için kıymetli olması. O bunu kesin bilmiyordur. Onun o yazıları yazmasının yalın maksadı paramı alıyorum işime bakıyorum anlayışı da olabilir, birilerine birşeyler anlatıyorum o yüzden yazmalıyım da bu da benim için diğer bir farketmez. Benim için kıymetliydi ve çok güzeldi bu yeterli.

O kadar Zeki abiye bok attık şunu hatırlamıyordur, bunu da hatırlamıyordur diye ama şu an bu yazıyı okuyan bir çok kişinin de o yazılardan haberi olmadığına dair itina ile kulaklarımın kalıbını bastırırım. Zaten yazılan yazının birileri için anlamı olması demek; herkes için anlamlı olması anlamına gelemez. O yüzden yazdığınız şeylerin kime ne vurduğunu çok düşünmemeli ve yazmalısınız arkadaşlar. Bunu yapınız reca ediyorum. Birine sövmek isteyebilirsiniz. Benim gibi sevgilinize attığınız kazığı, ananızdan çektiğinizi, işsizliğinizi, padişahın sol tarafını yazabilirsiniz bir çoğu sizin için utanılacak bir mesele olabilir ama siz imkan varken yazınız.

Yasak olacak dediniz, bloglarımız engellenecek dediniz. Kimsenin çüküne olmadı afedersiniz. Hala "haydar" yazdığınızda dahi yazılarınız okunabilir halde. O yüzden kıvırmayalım. Birileri sizi okuduğunda çok hızlıca windowsun en büyük nimeti sağ en üstteki çarpıya basıp müsade isteyecekken; birileri tekrar okumak üzere kesinlikle simge durumuna küçültecektir. Ayrıca şifa olarak da kalbe iyi gelir görüşündeyim. Diyeceğim odur ki bloğumuza sahip çıkalım efendim..

Edit: Kusura bakmayın efendim. Sansür şartmış onu anladım..

13/05/2012

BİR İNSANIN BAŞINA GELECEK EN GÜZEL ŞEYDİR; '' ANNE ''


Sabah evden çıkınca kendine dikkat et dedikten sonra elime çöp poşetlerini tutuşturan, eve geç kalma diyerek uyaran ve akşam karnın açmı ? yemek yedin mi ? diye sürekli soran , arayan ve yattıktan sonra üstümün sabaha dek açık kalıp kalmadığını kontrol eden benim Annemdir.
Ve bu güzel insanlar ANNE'LERİMİZDİR.

TÜM ANNELERİN VE TÜM BAYANLARIN ANNELER GÜNÜNÜ EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLARIM.
GÜNÜNÜZ MUTLU OLSUN ...




19/04/2012

BEŞ HARF ADIN



BEŞ HARF ADIN

Haber vermeden gelir adın aklıma,

Düşüncelerim bırakıp gider beni o zaman.
Girmezler adınla benim arama.
 

Sonra göz kapaklarımı aralayıp kendini görür.
Uykularımı kaçırır gecenin ortasında.
Geçerken de uğrar göz pınarlarıma,
 

Bir damla ucunda akıp gider.
Süzülüp düşer kalbimin çatısına.
Sormadan girip içeri çekilir kuytulara.
Taşırım adının beş harf ağırlığını.
 

Sonra bir bakarım çat kapı avuçlarımda,
Parmaklarımın ucunda dolanıp durur.
Şiir olup dökülür baş ucumda duran kağıda.
Adın akşamdan sabaha nöbet tutturur.
 

29/10/2010
Yazan: Banu Kenber



Şiir yürek işidir...Her duyguyu yüreğinde en uç noktada yaşayan insanların; kalemlerinin ucunda kağıda dökülmesidir..
Paylaşımım şiir yürekli insanlara selamımdır. Şiirle ...



04/03/2012

ÖZLÜ SÖZLER KÖŞESİ ( 5 )





 Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
Hadis

 İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.
Hz.Ömer (r.a.)


Kelimelerin gücünü anlamadan,insanların gücünü anlayamazsınız.
Konfüçyus


Ne kadar bilirsen bil, anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği kadardır.
Mevlana


Yerinde söz söyleyen,özür dilemek zorunda kalmaz.
Fatih Sultan Mehmet



Kör cehalet çirkefleştirir insanları!
Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verecek bir cevabım vardır elbet...
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye... 
anonim



Küçük işlere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.
Eflatun



İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır.
Cicero



Geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yaşamak zorunda kalırlar...
George Santayana



Eski sevgiliyle barışınca,
Kaldığınız yerden değil;
Kandığınız yerden devam edersiniz ancak.. 
G. Vidal



"Karanlıktaysan,
Gölgen bile seni yalnız bırakır..."
Schindler's List



Fazla abartmayın..
-Çünkü yerlere göklere sığdıramadığınız aşk,
Bir gün bir hoşçakala sığacak..
Douglas Noel



Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.
Ziya Paşa



Gözlerin rengi, biçimi ne kadar farklı olursa olsun gözyaşlarının rengi aynıdır.
Afrika Atasözü



Deniz ne kadar dalgalı olsa sonunda durulur.
Goethe